34. Fitnelerin Çoğalması
İnsanların yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve dinin çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan ortamları İslami kaynaklarda "fitne" ortamı olarak tanımlanır.
Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde ahir zamanda bazı müminlerin imanlarının zayıflayacağı ve buna sebep olacak gelişmeler haber verilmektedir:
Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)
Hadiste yer alan bilgilere göre, eğer kısaca özetleyecek olursak, ahir zamanda, Mehdi ve hemen ardından da Hz. İsa gelmeden önce şu olaylar gerçekleşecektir:
1- Ölüm: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.
2- Açlık: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.
3- Fitneler: Haramların küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın insanların gözleri önünde yapılması.
4- Bidatlerin ortaya çıkması: İslam dininde olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.
5- Din ahlakını anlatma imkanlarının kaybolması: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen manevi boşluk.
Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının güçlenmesine, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip kimselerin imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da zayıflamasına yol açar. Mehdi bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır.
Başka hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında da ahir zamanda Mehdi'nin, her yere erişmiş çok yaygın bir fitne varken ortaya çıkacağı bildirilmektedir:
Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)
Mağrib'de (batıda) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.440)
35. Her Yere Ulaşan Bir Fitne
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Hadislerde herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, dine ve Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve dinin yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu halde, yoğun propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.
Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse yok gibidir. Bu durum, bütün Batı dünyası için geçerli olduğu gibi Müslüman ülkeler için de geçerlidir. Öyle ki ders kitaplarında bile yer verilmiş olan bu teori, öne sürdüğü sayısız yalan ve göz boyamalarla daha çocuk yaşlardan itibaren insanlara telkin edilmekte; tesadüfler sonucunda meydana geldikleri, maymundan türedikleri gibi gülünç safsatalarla insanlar yanıltılmaktadırlar. İlkokullardan üniversitelere kadar gençlerin evrimci yalanlarla beyinleri yıkanmaktadır. (Evrim teorisi ile ilgili propaganda girişimlerine verdiğimiz bilimsel cevapları için bkz. Harun Yahya, Evrimcilere Net Cevap 1, 2, 3, 4, Araştırma Yayıncılık)
Dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz (sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda, bir fitnenin dünya çapında kısa zamanda bu kadar geniş alana yayılması mümkün değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve din ahlakına karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne daha görülmemiştir. Tüm bunlar Mehdi'nin çıkış zamanının ve dolayısıyla Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne dönüşünün içinde yaşadığımız dönemde olacağına dair önemli işaretlerdir. (En doğrusunu Allah bilir.) Ancak şunu da hatırlatmalıyız ki, hadislerde Mehdi'nin çıkışıyla ve Hz. İsa'nın gelişiyle bu fitnenin sona ereceği de müjdelenmektedir.
36.Haramların Helal Sayılması
Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder… bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir… (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
Hz. Huzeyfe'nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Ey Huzeyfe! O günde onlar Ridde (dinden çıkmak) üzere olacaklardır. Şarabın helal olduğunu zannedecekler ve namaz da kılmayacaklardır." (Ukayli, En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal)
Günümüzde fuhuş, kumar, içki, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde giderek artan bir oranda işlenmektedir. Kimi Batılı gazete ve televizyonlarda bu haramları işleyenler sıkça övülmekte ve teşvik edilmekte, hatta işlemeyenler yerilmektedirler. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir. Giderek daha yaygın bir hale gelen bu sınır tanımaz, helali, haramı göz ardı eden, her türlü taşkınlığı normal sayan yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam, aynı zamanda Hz. İsa'nın gelişinin de yakınlaştığına işaret etmektedir. Bu konuyla ilgili diğer bazı hadisler ve İslam alimlerinin açıklamaları şöyledir:
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise… küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir. (Mektubat-ı Rabbani, 2-259)
Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
37. Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi
Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz. (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 27)
Allah'ı inkar etme sapkınlığı olan ateizm, 19. yüzyılın sonundan itibaren yaygınlaşmıştır. Materyalizm ve Darwinizm'in yaygınlaşmasıyla kendilerine felsefi ve sözde bilimsel dayanak buldukları yanılgısına kapılan ateistlerin sayısı 20. yüzyılda artmıştır. Ateistler bu dönemde sapkın görüşlerinin propagandasını yapma imkanı bulmuşlardır. Ateizm, samimi olarak iman edenlerin yürüteceği fikri mücadele ile Allah'ın izniyle yok olmaya mahkumdur. (Ateizmin çöküşü konusu için bkz. Harun Yahya, İslam'ın Yükselişi, Araştırma Yayıncılık)
38. Allah'tan Başka İlahlar Edinilmesi
Lat-Uzza'ya yeniden Allah'tan başka İlah edinilerek tapılmadıkça kıyamet kopmaz… (Kıyamet Alametleri, s.281)
Ümmetimden birçok kabileler müşriklere iltihak edeceklerdir, kıyametten önce hepsi küfre girecekler… (Kıyamet Alametleri, s.287)
Ümmetimden bir kısım insanlar putlara dönüp tapıncaya kadar kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 241)
Allah'tan başkasını İlah edinmek hiç şüphesiz çok büyük bir sapkınlık ve günahtır. Bazı insanlar, putlara tapmaktan bahsedildiğinde, yalnızca geçmiş toplumların yaptığı gibi tahtadan veya taştan yontulmuş heykellere tapmaktan bahsedildiğini sanırlar. Oysa bu bir yanılgıdır. Şirk koşan bir insan, yalnızca insan yapımı putlara tapan insan demek değildir. Allah'ın, Kuran'da bildirdiği gibi, şirk koşmadan iman etmek demek "dini yalnızca Allah'a halis kılarak –yani yalnızca Allah'ın rızasını ve rahmetini umarak- iman etmek" demektir. Ahir zamanda ise, şirk koşmadan samimi olarak iman eden insanların sayısı azalacak, gösteriş için ibadet eden, Allah'ın hak dininden uzaklaşarak kendilerine birtakım batıl inanışlar edinen insanların sayısı artacaktır.
39. Materyalist Felsefenin Yaygınlaşmasına İşaret
Bismillah harflerinin değeri kaybettirildiği zaman Mehdi zuhur eder. (Risalet-ül huruc-ül Mehdi, s. 29)
Hadiste geçen "besmele"den kasıt, insanların din ahlakına bakış açısı ve imani durumları olabilir. Nitekim insanların imanlarının zaafa uğradığı bir dönemde Mehdi zuhur edecek ve bu akımları fikren ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde, hadiste geçen ifade, materyalist ve Darwinist felsefenin insanlar üzerindeki etkisinin çok olacağına işaret olabilir. Hz. İsa'dan önce gelecek olan Mehdi'nin vazifelerinden birisi –belki de en önemlisi- bu felsefe ve fikir akımlarını bertaraf ederek Hz. İsa'ya ortam hazırlamasıdır.
40. Anarşi ve Kargaşa Günleri
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. (Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211)
Anarşi ve çatışma, geride bıraktığımız yüzyılın en belirgin özelliklerinden biridir. İç savaşlar, ihtilal ve ayaklanmalar binlerce insanın hayatına mal olmuş, güvenlik ve huzur insanların en büyük özlemlerinden biri haline gelmiştir. Kimi Afrika ülkelerinde bir türlü son bulmayan iç savaşlar, başta Güney Amerika olmak üzere bazı ülkelerde yaşanan ihtilal ve ayaklanmalar, Güney Asya'da yaşanan çatışma ve savaşlar, Ortadoğu'da yaşanan gerginlikler bu kargaşanın sadece bilinen belli başlı örnekleridir.
Bununla birlikte özellikle son on yılda terör yaygınlaşmış, Amerika'dan Asya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, pek çok ülke terörist saldırıların mağduru olmuştur. Sivil ve masum insanları hedef alan terör, insanların korkulu rüyası haline gelmekte, anarşi ve kargaşa insanlarda tedirginliğe neden olmaktadır.
41. Barışın Kalkması
Bütün kalplerin içine fesat düştüğü için bir kısım halk diğeriyle konuşarak barış ve ittifak gösterileri yaparlar. Fakat kalplerinde barış ile ittifaka muhalif bir durum olduğu bir devir gelmedikçe kıyamet kopmaz. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 382, no.701)
Yukarıdaki hadis günümüzde açıkça yaşanmaktadır. Özellikle İsrail-Filistin arasında her türlü girişim ve çabaya rağmen bir türlü gerçekleşemeyen barış, hadisin işaret ettiği olaylardan biri olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Ayrıca günümüzde yeryüzünde barışın yerleşmesi, savaş ve kavgaların bitmesi için dünyanın dört bir yanında barış yanlıları tarafından gösteriler düzenlenmektedir. Ancak tüm bu gösteriler yalnızca Ortadoğu'da değil dünyanın birçok bölgesinde devam eden çatışma, savaş ve katliamları engelleyememektedir.
42. İhtilallerin Olması
... (O sırada) fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)
İç çatışmaların ve ihtilallerin artması, Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanla ilgili verdiği önemli bilgilerdendir. 20. yüzyılın sonlarından itibaren başta Salvador, Nikaragua gibi Orta ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere, dünyanın dört bir yanında ihtilaller, darbeler ve karşı-darbeler yaşanmıştır. 1980'lerin başında Orta Amerika'da, bir grup yönetici kadro ile askeri liderler arasında meydana gelen menfaat çatışmaları, kırsal kesimlerde örgütlenen gerilla hareketlerinin de güç kazanmasıyla yaklaşık 22 milyon insanı etkisi altına alan büyük bir çatışma ve kargaşa ortamına dönüşmüştür. Yapılan ihtilaller ile Nikaragua'da Somoza iktidarı devrilmiş, Honduras, El Saldavor ve Guetemala'da büyük ayaklanmalar yaşanmıştır. Tüm bu olaylar sırasında yalnız 1982 yılında, söz konusu bölgede 15 bin kişi hayatını kaybetmiştir.27
43. İnsanların Birbirinden Kaçışması
"Ey Allah'ın Resulü, Ahlas fitnesi nedir?" "Kaçışmak –yani insanlar arasındaki aşırı düşmanlıklardan dolayı birbirlerine güvenemedikleri için birbirlerinden kaçışmaları- ve insanların mallarının yağma edilmesidir," buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 386, no.714)
Hadiste, insanların güvensizlik ve korku nedeniyle birbirlerinden kaçmalarına dikkat çekilmektedir. Bununla, yurtlarından göç etmek zorunda bırakılan insanlara işaret ediliyor olması muhtemeldir. Gerçekten de çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden, savaşlar yüzünden topraklarından sürülen insanların sayısı 20. yüzyılın başlarından itibaren büyük artış göstermiştir.
Özellikle son 20-30 yılda bu artış dikkat çekici bir rakama ulaşmıştır. 2001 yılı itibariyle yaklaşık 23 milyon olan dünyadaki mülteci sayısı, 2002 yılında neredeyse 30 milyona yaklaşmıştır.28
DİPNOTLAR
27. Chronicle of 20th Century, Dorling Kindsey Publishing, New York, 1995, s. 1214
28. http://www.ihh.org/multeciler.php
44. Dünyayı Karışıklık ve Kargaşanın Kaplaması
Dünya hercü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazıyarak dalalet (iman ve İslamiyet'ten ayrılmak, sapkınlık) kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.12)
(* Herc-ü Merc: İnsanlar arasında meydana gelen fitne, fesat, darmadağınık, karmaşık, allak bullak ortam.)
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra fitneler olacaktır. Orada terör ve harpler vardır. Sonra onlardan daha şiddetli fitneler olacaktır. Her ne zaman (fitnelerin) sonu geldi denilse, yeni bir ayaklanma olacaktır. Ta ki, benim soyumdan bir adam (Mehdi) çıkıncaya kadar fitnenin girmediği bir Arap evi ve ulaşmadığı bir Müslüman kalmayacaktır." (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si, Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar; Beklenen Mehdi, s.147)
Hadislerde görüldüğü gibi, belirli bir yer bildirilmeyip, karışıklığın dünyanın her tarafında yayılacağına işaret edilmektedir. Gerçekten de hadislerde tarif edildiği şekilde, bugün dünyanın beş kıtasında büyük kargaşa, savaşlar, katliamlar ve terör olayları devam etmektedir. Her gün yüzlerce insan sebepsiz yere öldürülmekte, yurtlarından çıkarılmaktadır. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kıyamet Alametleri, Araştırma Yayıncılık)
45. Büyük Olayların ve Hayret Verici Şeylerin Meydana Gelmesi
Onun zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir (meydana gelecektir). (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak (oluşacak). (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
"... zelzeleler, kederler, büyük hadiseler yakındır. O gün Kıyamet, insanlara, şu elimin, başına olan yakınlığından daha yakındır", buyurdu. (Ebu Davud, Cihad: 37, (2535))
Onun zuhur mebdeleri (çıkışının başlangıcı) ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah Efendimiz'in irhasatına* benzer. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
(* İrhasat: Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinden evvel meydana gelen olağanüstü hallerdir ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden olaylardandır.)
Hz. Muhammed (sav)'in doğumundan önce büyük ve olağanüstü olaylar meydana gelmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş, ateşe tapan İran padişahlarının sarayının 14 burcu yıkılmış, İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş, Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu...
Yukarıdaki rivayetlerde işaret edildiği gibi, Mehdi'nin ortaya çıkışı da, Peygamber Efendimiz (sav)'inkine benzeyecektir. Onun çıkışı döneminde de büyük ve harika olaylar olacaktır. Son 100 yıldır dünya üzerinde meydana gelen büyük olayların bazıları şöyledir:
- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı.
- 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.
- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.
- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.
- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.
- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.
- Kuzey Kolombiya'daki Nevado Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.
- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.
- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.
- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.
- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.
- Papa II. Jean Paul vuruldu.
- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi.
- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.
- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralı'nda şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.
- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.
- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.
- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek olan Körfez Savaşı başladı.
- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.
- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000 öğrenci öldü.
- Soğuk Savaş'ın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.
- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla hacı hayatını yitirdi.
- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında yaklaşık 139.000 kişi öldü, on milyonlarca kişi evsiz kaldı.
- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.
- Bosna ve Kosova'daki katliamlarda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.
- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.
- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.
- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.
- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km. hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti. Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü.
- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
- 25 Ocak 1999'da Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171 kişi hayatını kaybetti.
- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremde 2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.
- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Ardından bir başka uçak Pentagon'a düştü. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.
- Hindistan'da büyüklüğü 7.9 olan bir deprem meydana geldi ve binlerce kişi yaşamını yitirdi.
- Avrupa'da yaşanan aşırı sıcaklar 10 binlerce insanın ölümüne neden oldu.
- 60.000 senede bir gerçekleşen bir olay meydana geldi ve Mars gezegeni Dünya'ya en yakın konuma geldi.
- Kasım 2003'te dünyanın en kurak bölgelerinden olan Mekke'de meydana gelen sel felaketinde 12 kişi yaşamını yitirdi.
46. Bazı Müslümanların Durumu
Evet nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz o fitne zamanında yükselip birbirinizin boyunlarını buran yılanlar haline döneceksiniz, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 368, no. 672)
Peygamberimiz (sav) yukarıdaki hadisinde bir kısım Müslümanların kendi aralarındaki ayrılığa dikkat çekmiştir. Ahir zamanda makam, mevki, güç elde edip sonra birlik olmak yerine birbirlerine karşı düşmanca tavırlar göstereceğine işaret etmektedir. Peygamberimiz (sav) başka hadislerinde de kimi Müslümanlar arasında yaşanacak olan haset, çekememezlik, düşmanlık gibi tehlikelere dikkat çekmiştir:
Fitne işte şuradan, şeytanın iki boynuzunun doğacağı yerden gelecektir. Halbuki sizler birbirinizin boyunlarını vuruyorsunuz... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 369, no. 675)
... birbirinizle nefsaniyet yarışına düşersiniz, birbirinize haset edersiniz, birbirinize sırt çevirip ayrılırsınız ve birbirinize düşman olursunuz. (Sahih-i Müslim, 4/2274)
Ümmetim üzerine bir zaman gelir ki, fukaha birbirlerini çekemez. Tekelerin birbirlerini kıskandığı gibi, birbirlerini kıskanırlar. (Hatim, Hatib; Geleceğin Tarihi 1, s.28)
47. İslam Dünyasının Mevcut Konumu
Beni Hak ile baas eden Allah'a yemin ederim ki, benden sonra ümmetimin içinde fetret devri olacak. O devirde herkes helali aramadan mal talebinde bulunacak, kanlar akıtılacak ve şiir Kuran'a bedel tutulacak. (Deylemi; Geleceğin Tarihi I, s.50)
İslam dünyası, geçmişte tarihin en büyük ve ihtişamlı medeniyetlerinden birini inşa etmişti. 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla birlikte, İslam dünyasının 20. yüzyıldaki konumu derinden etkilendi. İslam Birliği dağıldı. 21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde İslam dünyasının pek çok bölgesinde çözüm bekleyen sorunlar, üzerinde uzlaşma sağlanması gereken çeşitli anlaşmazlıklar halen devam etmektedir. Müslüman ülkelerden bazıları bilim, teknoloji, ekonomi gibi alanlarda büyük atılımlar yapmaları gereken bir konumdadırlar. Hadiste belirtilen Müslümanların yaşayacağı "fetret" devriyle, bazı Müslümanların bugün içinde bulundukları bu duruma işaret ediliyor olması muhtemeldir.
Ancak unutmamak gerekir ki, İslam dünyasının geçmişte olduğu gibi bugün de tüm dünyaya ahlakı, huzuru, güvenliği ve bolluğu ile örnek teşkil edecek ihtişamlı bir medeniyet kurmaları son derece kolaydır. Bunun için yapılması gereken; Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetinin eksiksiz olarak yaşanması ve bu ahlakın bir gereği olan İslam Birliği'nin sağlanmasıdır.
48. Müslümanların Birbirleri ile Savaşmaları
İki büyük İslam ordusu birbirleriyle harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454, no.831)
O günlerde araları bozuk olan müminler Deccalin hedefi olmaktan kurtulamazlar. (Hakim, Müstedrek, 4:529-530; Mehdi ve Deccal, s. 93)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslümanlardan iki grup aralarında savaşmadıkça Kıyamet kopmaz. Bunlar aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat dâvaları birdir." (Buhari, Fiten: 24, Menakıb: 25, İstitabe: 8; Müslim, İman: 248, Fiten: 17)
Peygamberimiz (sav) 1400 sene önce bildirdiği bu hadislerinde günümüzde yaşanacak olan bazı olaylara dikkat çekmiştir. Nitekim hadislerde haber verildiği gibi Hicri 1400 yıllarının başından itibaren bazı Müslüman ülkeler arasında savaş ve çatışmalar yaşanmıştır. İran-Irak savaşı, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i işgali bu savaşlara örnektir.
49. Müslümanların Maruz Kaldıkları Şiddetli Belalar
Ahir zamanda ümmetimin başına sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)
Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler, kendilerine itaat edenler hariç, sessiz mutileri (itaatkar insanları) bile korkuturlar. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.13)
Liderlerin zulmetmesi… kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, s.143)
... Fitnenin girmediği hiçbir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu hal soyumdan bir kişi çıkana kadar devam e-der. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.25)
(Kıyametin bir alameti) Mescitler içerisinde günahkarların seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip onlara tahakküm etmeleridir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 450)
Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan bir kimseyi gönderecek. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 437)
Bu hadisler, Mehdi gelmeden önce bazı Müslüman ülkelerde, din ahlakından uzak, zalim ve acımasız karakterli kişilerin iktidarda olacaklarına işaret etmektedir. Bu durum Mehdi ve Hz. İsa'nın gelişlerinin yaklaştığını gösteren alametlerden biridir.
Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde de ahir zamanda samimi müminlerin tüm bu baskılar nedeniyle inançlarını saklamak ve ibadetlerini gizli sürdürmek zorunda kalabileceklerini şöyle haber vermiştir:
Bugün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. (İbni Sünni; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 12)
Gerçekten de bugün İslam dünyasının bir bölümünde iktidarda olan yöneticiler, Müslüman halka eziyet etmekte, baskıcı ve despot rejimleri ile insanları ezmektedirler. Müslümanların dinlerini özgürce yaşamaları ve ibadetlerini yerine getirmeleri engellenmekte, ekonomik sıkıntılar yaşamı zorlaştırmaktadır. Bir kısmında ise, ehil olmayan yöneticiler nedeniyle halk çeşitli belalara maruz kalmaktadır. Bu ülkelerden bazılarında yaşanan olayların örnekleri şunlardır:
İran ile yaptığı savaşta 3 milyonluk nüfusunun yaklaşık bir milyonunu kaybeden Irak'ta, faşist diktatör Saddam Hüseyin halkına dayanılmaz işkenceler ve zulüm uygulamıştır.
1979 yılında Sovyet Rusya tarafından işgal edildiği günden itibaren Afganistan'da, istikrarsızlık ve kargaşa hakim olmuş, gerçek İslam ahlakını hiçbir şekilde temsil etmeyen bazı Afganistan iktidarları, son derece baskıcı, acımasız ve hoşgörüsüz bir sistem kurmuşlardır.
Suriyeli Müslümanlar Hafız Esad'ın 30 yıl süren diktatörlüğü boyunca çeşitli acımasızlıklara maruz kaldılar. Kadınlara tecavüz edildiği, erkeklere her türlü işkencenin uygulandığı katliamlarda bazı şehirler tamamen ortadan kalktı.
Afrika'nın en küçük ülkelerinden biri olan Cibuti, 1977 ve 1991 yılları arasında, yaklaşık 2 bin Müslümanın katledildiği, 7 bin kişinin de hiçbir mazeret gösterilmeden tutuklanıp işkence gördüğü katı bir rejimle yönetildi.
Somali'de 1969 yılından 1991 yılına kadar yaklaşık 20 yıl boyunca doğrudan Müslümanları hedef alan, Tümgeneral Muhammed Siad Barre'nin liderliğinde baskıcı bir rejim uygulandı.
Tunus, 31 yıl boyunca Habib Burgiba'nın dikta rejimi altında yönetildi. Kendisini "hayat boyu cumhurbaşkanı" ilan eden Burgiba, iktidarda olduğu müddetçe Müslüman halkı baskı altında tuttu.
Şunu da belirtmek gerekir ki, bazı Müslüman ülkelerde yaşanan bu durum gerçek İslam ahlakının tam anlamıyla bilinmiyor olmasından kaynaklanmaktadır. Müslümanlara baskı uygulayan rejimlerin ortak yönlerinden biri, bu rejimlerin temellerinin din ahlakına uygun olmayan baskıcı, kaba kuvvete dayalı ideolojileri benimsemeleridir. Dolayısıyla, yapılması gereken söz konusu ideolojilerle fikri alanda mücadele yürütmektir. Fikren yenilgiye uğrayan bir ideolojinin ayakta kalması mümkün değildir. Müslümanların yapması gereken, bir yandan bu ideolojilerin çarpıklıklarını ve yanlışlarını gözler önüne sermek, bir yandan da gerçek din ahlakını anlatarak insanları en güzel şekilde doğru yola davet etmek olmalıdır. Kuran ahlakına ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetine uygun olan bu yöntemle, Allah'ın izniyle, tüm bu zulümler sona erecek, Müslüman dünyası aydınlık bir geleceğe kavuşacaktır.
50. Masum İnsanların Öldürülmesi
Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)
Mehdi her dokuzdan yedi öldürülünceye kadar çıkmaz. Günahsız insanların öldürülmesi onlardandır. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.35)
Günahsız insanlar öldürülmeden Mehdi çıkmaz. Günahsızlar öldürüldüğünde, onları öldürenlere yer ve gök ehli buğz ederler... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)
Mehdi'nin çıkışı ile ilgili hadislerde katliamların yaygınlaşmasından bahsedilirken, bu katliamların masum insanları hedef alacağına özellikle dikkat çekilmiştir. Daha önce de ele aldığımız gibi, günümüzde hemen hemen tüm savaşlarda asıl hedef sivil halk olmaktadır. Katliamlar da asıl olarak sivil ve masum halka yönelik olarak gerçekleştirilmekte, çoğunlukla çocuklar, yaşlılar ve kadınlar katledilmektedir. Özellikle kendilerini savunma imkanı olmayan bu insanların seçilmiş olması katliamların çapının geniş, hayatlarını kaybeden insanların sayısının yüksek olmasına neden olmaktadır.
Savaşlar veya çeşitli çatışmalar sırasında gerçekleştirilen katliamların yanı sıra özellikle son yıllardaki terörist eylemler de halkın toplu olarak imha edilmesi ile neticelenmektedir. Terörizmin amacı halk arasında korku ve dehşet yaymak olduğundan, bu tür saldırıların asıl yöneldiği kesim çoğunlukla sivil halktır. Alışveriş merkezleri, restoranlar, kafeteryalar, okullar gibi savunmasız kadınların, gençlerin ve çocukların bulunduğu yerleri hedef alan bu eylemler nedeniyle dünyanın farklı ülkelerinde pek çok insan hayatını kaybetmektedir.
51. İnsanların Sebepsiz Yere Öldürülmesi
Ebu Hureyre (ra)anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek." (Müslim, Fiten: 56, (2908))
Cinayetlerdeki artış ahir zaman alametlerinden biridir. Gazetelerde, çok küçük bir tartışma nedeniyle veya karşısındaki kişinin tepkisinden hoşlanmadığını, dinlediği müzikten rahatsız olduğunu öne sürerek, çok az bir miktar para elde edeceğini düşünerek adam öldürenlerin haberlerine sıkça rastlanmaktadır.
52. Her Yerde Kargaşaya Sebep Olan Fitneler
Şu muhakkak ki, yakın gelecekte (birbirini takip eden) birtakım fitneler olacaktır. Sonra tekrar fitneler olacaktır. Sonra yine fitneler olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 375, no.684)
... Sonunda da belalar, fitneler ve hoşlanmayacağınız birçok kötü işler isabet edecektir. Arka arkaya öyle fitneler gelir ki, sonra gelen gittikçe daha büyük olduğu için önce geleni ince ve hafif bırakır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 394-395, no. 733)
Yukarıdaki hadislerde, dünyaya sürekli olarak yayılan ve uzun süreler devam eden bir fitneden söz edilmektedir. "Fitne" kelimesi ise daha önce belirtildiği gibi "savaş, karışıklık, kavga, ihtilaf" gibi anlamlara da gelmektedir. Kelimenin bu anlamları düşünüldüğünde özellikle son bir asırdır, hadiste de ifade edildiği gibi arka arkaya hiç bitmeden süren savaşlar, iç çatışmalar, kargaşa olayları dünyanın dört bir yanında bitip tükenmeden devam etmektedir. Özellikle geride bıraktığımız 20. yüzyıl "Savaşlar Yüzyılı" olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda yine savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.
20. yüzyıl savaşlarında yaklaşık 180 milyon insan hayatını kaybetti. İnsanlık tarihinde ilk kez, bir yüzyıl içinde bu kadar çok sayıda insan savaşlar nedeniyle hayatını kaybetmiş oldu. Yine 20. yüzyılda, her biri en az 6000 kişinin ölümüne neden olan yaklaşık 165 savaş ve çatışma meydana geldi.29
Son dönemde dünyanın hangi bölgelerinde savaş ve iç karışıklık yaşandığına baktığımızda, dünyanın bir yerde bitip diğer yerde başlayan fitnelerden kurtulamadığını görmek mümkündür. Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, İran, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Filistin, İsrail, Kuzey Kore, Kamboçya, Etiyopya, Somali, Yemen, Uganda, Cezayir, Ruanda, Mozambik, Angola, Kongo, Liberya, Burundi, Sudan, Lübnan, Arjantin, Kuzey İrlanda, El Salvador, Nikaragua savaşların ve iç çatışmaların yaşandığı ülkelerden sadece bazılarıdır.
Dünya tarihi savaşlar ve çatışmalarla doludur, ancak 20. yüzyılda ve 21. yüzyılın başlarında meydana gelen savaşlar, terör eylemleri ve katliamlar, tüm dünya tarihinde meydana gelenlerden birçok özelliği ile ayrılmaktadır. Daha önce de söz edildiği gibi, bu savaşlardaki ölü sayısı, tüm savaşların toplamından çok daha fazladır. Ayrıca, tarih boyunca savaşlar hep bölgesel olarak kalmış, bir yerden diğerine sıçrayarak tüm dünyaya yayılmamıştır. Ancak 20. yüzyıldan başlayarak bu çatışmalar tüm dünyaya yayılmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda savaş veya çatışma görmemiş, terör olaylarını yaşamamış tek bir ülke dahi yok gibidir.
20. yüzyıl savaşlarını diğerlerinden ayıran bir başka özellik ise, kullanılan silahların gücüdür. Tanklar, ağır toplar, bombardıman uçakları, bu yüzyılda ortaya çıkmış ölüm makinalarıdır. Öte yandan nükleer silahların kullanılmasıyla çok daha dehşet verici katliamlar yaşanmış, atom bombaları ile yok edilen Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde sadece o savaşı gören nesiller değil, bir veya birkaç nesil sonrası da büyük zararlar görmüştür.
Günümüzde biyolojik savaş en büyük tehlikelerden biri olarak görülmektedir. Nitekim, 11 Eylül terör saldırılarının ardından ABD'de önemli adreslere mektuplarla gönderilen şarbon bakterisi bunun bir örneğidir. 2001'in Ekimi'nde, ABD'de basın kuruluşları ve politik örgütlere mektupla gönderilen şarbon sporları, ikisi ölümle sonuçlanan 10 şarbon vakasına neden olmuştur.30 Sonuç olarak, hadiste sözü edilen ve dünyanın birçok yerine yayılan fitnenin, 20. yüzyılda başlayan ve 21. yüzyılda devam eden savaşlar, çatışmalar, kargaşa ve terör olayları olması ihtimali çok yüksektir. Tüm bunlar Mehdi ve Hz. İsa ile birlikte kurulacak olan Altınçağ döneminin yaklaştığının ve ahir zamanın yaşanmakta olduğunun alametleri olabilir.
53. Mehdi'den Ümit Kesilmesi
İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir... (Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
Yukarıdaki hadiste ahir zaman alametlerinden birinin insanların "Mehdi'nin gelmeyeceği yönünde" bir ümitsizliğe kapılmaları olduğu bildirilir. Bu ümitsizliğin yaygınlaşması Hz. İsa'nın da geliş alametlerinden biridir.
Ahir zamanda, savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla içiçe yaşayan insanlar tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitirirler. Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp, İslam ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybeder ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanır.
Nitekim günümüzde de bu ruh halinin örnekleri sık sık görülmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Mehdi'nin gelişi, Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden dönüşüyle birlikte yaşanacak olan güzelliklerle ilgili çok sayıda hadisi olmasına rağmen birçok kişi böyle bir dönemin yaşanmayacağını zannetmektedir. İşte bu zan da ahir zaman alametlerinden biridir. Gerçek din ahlakının hakimiyeti, bu ümitsizlik halinin insanlar arasında yaygınlaştığı bir zamanda, Allah'ın insanlara olan rahmeti sayesinde başlayacaktır.
Oysa Allah'ın izni ile Hz. İsa tekrar dünyaya dönecek ve gerçek din ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır. Yeryüzü o gelmeden önce nasıl zulüm ve haksızlıkla doluysa, o geldikten sonra, Rabbimiz'in izniyle, adalet, barış, güvenlik ve bereketle dolacaktır.
DİPNOTLAR
29. http://users.erols.com/mwhite28/war-1900.htm
30. Bilim ve Teknik Dergisi, Aralık 2001, s.34
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder